27 Mart 2008 Perşembe
23 Aralık 2007 Pazar
BİZİM MASALIMIZ

Sensiz olamadığım günlere geri dönebilmek mümkün olsaydı. Keşke aşk dolanabilseydi ayaklarıma da o kararı vermeseydim. Ama çok geç sevgili. Aşk aldı başını gitti. Banaysa senli günlerden kırık dökük anılar kaldı. Ne yastığımda bir iz var, ne yüreğimde bir kıvılcım….
Oysa ben bir gece değil birkaç saati bile sensiz geçirmeyi göze alamayan sevda dolu bir yürektim. Gelişin bayram olurdu. Şimdi bayramlarım sensiz , gecelerim gündüzlerim sensiz. Sevdam bir rüzgarın önünde savrulup yüksek gerilim hattına takıldı. İçimde patlayan yanardağa dur diyemedim.Senli gelecekler sensiz sabahlara uyandı. Bayramlarım bölük pörçük şimdi Umutlarım, yiten sevdama. kurban edildi
Her aşk kendi masalını yaratır diyor dinlediğim şarkı. Ya bizim masalımız sevgili? Bizim masalımız, kötü yürekli bir perinin büyüsüne mağlup oldu. Cadı kazanlarında kaynatıldı sevdam. Yüreğim suya atılan kurşun gibi göz göz Bu sevdanın uğruna kaç kez kılıç kuşandım oysa. Kör kuyularda kaç kez dev analarıyla savaştım. Çatlayan dudaklarımı ıslatmak için susuz pınarlarda kaç geceyi sabah ettim. Aşkım bir başka masalın küçük perisine, şölen diye sunuldu. Ben, kaybettiğim sevdamı ararken anıların yosun tutmuş kıyılarında,sen bensiz yolculukların biletini kesiyordun rahat koltuğunda. Ben senli gecelerimde tutunacak dal ararken ,sen bensiz geleceğin hayaliyle dopdoluydun. Biten sevdanın küllerini savurup dört bir yana,yalnızlığın kollarına attın beni.
Bizim masalımız bitti sevgili. Birileri erdi belki muradına . Ne yazık ki biz oturamadık kerevetine.
Birgül
Oysa ben bir gece değil birkaç saati bile sensiz geçirmeyi göze alamayan sevda dolu bir yürektim. Gelişin bayram olurdu. Şimdi bayramlarım sensiz , gecelerim gündüzlerim sensiz. Sevdam bir rüzgarın önünde savrulup yüksek gerilim hattına takıldı. İçimde patlayan yanardağa dur diyemedim.Senli gelecekler sensiz sabahlara uyandı. Bayramlarım bölük pörçük şimdi Umutlarım, yiten sevdama. kurban edildi
Her aşk kendi masalını yaratır diyor dinlediğim şarkı. Ya bizim masalımız sevgili? Bizim masalımız, kötü yürekli bir perinin büyüsüne mağlup oldu. Cadı kazanlarında kaynatıldı sevdam. Yüreğim suya atılan kurşun gibi göz göz Bu sevdanın uğruna kaç kez kılıç kuşandım oysa. Kör kuyularda kaç kez dev analarıyla savaştım. Çatlayan dudaklarımı ıslatmak için susuz pınarlarda kaç geceyi sabah ettim. Aşkım bir başka masalın küçük perisine, şölen diye sunuldu. Ben, kaybettiğim sevdamı ararken anıların yosun tutmuş kıyılarında,sen bensiz yolculukların biletini kesiyordun rahat koltuğunda. Ben senli gecelerimde tutunacak dal ararken ,sen bensiz geleceğin hayaliyle dopdoluydun. Biten sevdanın küllerini savurup dört bir yana,yalnızlığın kollarına attın beni.
Bizim masalımız bitti sevgili. Birileri erdi belki muradına . Ne yazık ki biz oturamadık kerevetine.
Birgül
29 Temmuz 2007 Pazar
UYANIŞ

Kötü kalpli perinin yaptığı büyüyle yüzyıl uyur güzel prenses.. Masal bu ya! Yakışıklı prens onu bulduğunda yüz yirmi yaşında değil yirmi yaşında bir genç kızdır uyanan ve hayatına kaldığı yerden devam eder..
Onlar erer muradına ama biz kerevetine çıkamayız..
Şöyle bir bakarız hayatımıza.. Yıllarca süren uykumuza, uyutuluşumuza.. Hani bildiğimiz uyku değil; kendimizin, bize has güzelliklerin farkına varmadan gecirdiğimiz
zamanlara.. Aslında biz uyurken etrafımızdakilerin uyanıklığına ve bizi uyandırmamak için nasıl ayaklarının ucuna basarak yürüyüşlerine.. Eğer uyanır da farkına varırsak uzaklaşacağımızdan korkuyorlar belki de..
Ve bir gün -hani prensesin uyandığı gün gibi- biri gelir, giriverir hayatımıza.. Uyanırız.. Ve farkına varırız;maalesef prenses gibi yirmi yaşında değilizdir artık. Güne başlamanın heyecanını sararız yüzümüze, ayaklarınız yerden kesilir..
Kesilir kesilmesine de çevremizdekiler şaşkındır.. Yeniden masallar okunur, yeniden uykuya dalmalıyızdır.. Oysa şaşkınlık iki taraflıdır, eskisi gibi olamaz, aynı rüyaları göremeyiz.. Yitip giden zamanın üstüne bu çatışmayı da ekleriz. İkilemlerimiz yine yol ayrımlarını getirir ve işte yine seçim zamanıdır !
Sıcak yatağımıza geri dönüp uyumaya devam edebiliriz. Masalcılarımız mutlu olur..
Veya uyanmışlığımıza şükredip yeniliklerimizi ve hayatın güzelliklerini yudumlamaya başlayabiliriz..
Seçim masalı okuyan kişi ile masalda uyuyan kişi arasındadır belki de..
Günaydın !!
Veya;
İyi geceler !!
Onlar erer muradına ama biz kerevetine çıkamayız..
Şöyle bir bakarız hayatımıza.. Yıllarca süren uykumuza, uyutuluşumuza.. Hani bildiğimiz uyku değil; kendimizin, bize has güzelliklerin farkına varmadan gecirdiğimiz
zamanlara.. Aslında biz uyurken etrafımızdakilerin uyanıklığına ve bizi uyandırmamak için nasıl ayaklarının ucuna basarak yürüyüşlerine.. Eğer uyanır da farkına varırsak uzaklaşacağımızdan korkuyorlar belki de..
Ve bir gün -hani prensesin uyandığı gün gibi- biri gelir, giriverir hayatımıza.. Uyanırız.. Ve farkına varırız;maalesef prenses gibi yirmi yaşında değilizdir artık. Güne başlamanın heyecanını sararız yüzümüze, ayaklarınız yerden kesilir..
Kesilir kesilmesine de çevremizdekiler şaşkındır.. Yeniden masallar okunur, yeniden uykuya dalmalıyızdır.. Oysa şaşkınlık iki taraflıdır, eskisi gibi olamaz, aynı rüyaları göremeyiz.. Yitip giden zamanın üstüne bu çatışmayı da ekleriz. İkilemlerimiz yine yol ayrımlarını getirir ve işte yine seçim zamanıdır !
Sıcak yatağımıza geri dönüp uyumaya devam edebiliriz. Masalcılarımız mutlu olur..
Veya uyanmışlığımıza şükredip yeniliklerimizi ve hayatın güzelliklerini yudumlamaya başlayabiliriz..
Seçim masalı okuyan kişi ile masalda uyuyan kişi arasındadır belki de..
Günaydın !!
Veya;
İyi geceler !!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)